tag:blogger.com,1999:blog-80423944770163462012009-04-20T14:12:31.929-07:00HikayeHikaye, Hikayelerseohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.comBlogger74125tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-21468801462007673592009-04-20T14:12:00.001-07:002009-04-20T14:12:31.939-07:00Halifenin gömleği<table style="width: 100%; text-align: left;" border="0" cellpadding="4" cellspacing="4"><tbody><tr style="font-family: verdana;"><td style="vertical-align: top; background-color: rgb(89, 130, 153);"><big><span style="font-weight: bold;"><span style="color: rgb(255, 255, 255);"></span></span></big><br /> </td> </tr> <tr style="font-family: verdana;"> <td style="vertical-align: top;"> <p style="text-align: justify;"><small><br />Ömer ibni Abdülaziz, halifeliği zamanında, bir gün minberde, söylevle meşguldü. Minberin yakınında olan, bir grup halk, konuşması esnasında halifenin zaman zaman elini götürüp, gömleğini hareket ettirdiğini görüyorlardı. Bu hareket orada bulunan ve dinleyenlerin dikkatlerini celbetti. Hepsi kendi kendilerine, neden halifenin konuşma esnasında, elini gömleğine götürüp, hareket ettirdiğini soruyorlardı. </small></p> <div style="text-align: justify;"><small>Toplantı tamamlanarak sona erdi. Araştırıldıktan sonra belli oldu ki halifenin, kendisinden öncekilerin Beytülmaldan yaptıkları israfı telafi etmek ve müslümanların Beytülmalın gözetlemek için, bir taneden fazla gömleği olmadığı için yeni yıkanmış gömleğini tekrar aynısını giymişti şimdi de, daha çabuk kurusun diye, hareket ettiriyordu.</small></div></td></tr></tbody></table><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-2146880146200767359?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-72986212377098926252009-04-20T14:11:00.002-07:002009-04-20T14:12:13.698-07:00Ceza Olarak Eli Kesilen Şeyh<small>Şeyh Hammad (Ebu'l - Hayr Tinati) Hazretlerinin bir eli kesikti. Bir gün mürüdlerinden biri küstahlık ederek ona elinin kesilmesine sebep olan şeyin ne olduğunu sordu. Şeyh Ebu'l - Hayr Tinati Hazretleri elinin kesilmesine sebep olan hadiseyi şöyle anlattı:<br /> <br />- Gençliğimde bir hünah işledim. Ondan dolayı elimi kestiler, buyurunca ne zaman olduğun sordular.<br /> <br />Hz.Şeyh de meseleyi başından anlatmaya başladı.<br /> <br />- Ben mağrip diyarında oturmakta idim. Sefere çıkmayı ve biraz gezmeyi arzuladım. Tınattan ayrılıp İskenderiye'ye geldim. Orada oniki sene kaldım. İskenderiye'den sonra Dimyat'a dökülen ırmak kenarına dağa kamıştan bir ev yapmıştım. O sıralarda Dimyat'a çok gelen- giden olurdu. Irmağın başına otururlar, yemeklerini yerler ve sofralarının artıklarını da kaleenin dibine dökerlerdi. Ben kimseden habersiz, oradaki köpeklerle beraber dökülen ekmeklere üşüşür ve nasibimi alırdım. Yaz mevsiminde bütün azığım bu idi.<br /> <br />Kış olunca ise evimin etrafında çok saz yetişirdi. Ben sazların kökünün tazesini ve beyazını alarak yerdim, kukrlarını atardım. Kışın da azığım bı idi. Bir gün hatırıma:<br /> <br />-Ey Ebu'l Hayr, sen kendini mütevekkil zannedersin. Halkın yapmadığın yapıyorum zannedersin ama otlaklarda otluyorsun, bir şeyler bulup yiyorsun, diye geldi. Kendi kendime:<br /> <br />"İlahi bundan sonra yerden biten hiçbir şey yemeyeceğim. Ancak bana kendi lafzından gönderirsen onu yiyeceğim.Senin izzetin hakkı için buna söz veriyorum",dedim.<br /> <br />Böylece 12 gün geçti, namazın farzını sünnetini ve nafileleri tamamen kılıyordum.<br /> <br />12 gün de sadece nafileleri terk ederek namaza devam ettim.Sonra sünneti terk ettim.12 gün sadece farz namazı kılmaya başladım.Sonra kıyamdan, daha sonra da oturarak da kılmaktan aciz kalarak farzları da eda edemez olmuştum.<br /> <br />Sırrımla niyaz ederek: "Allahım bana farz kıldığın bir hizmetten sorguya çekmen ve kefil olduğun rızkımı da göndermen gerekir.Kefil olmakta devam ettiğin o rızkı bana fazlından ihsan eyle!." diye yalvardım.<br /> <br />Ansızın önümde iki yuvarlak daire görüldü.İçinde de birşey vardı.O iki yuvarlak kürs her gece bana gelir bende içindekini yer,gıdamı temin ederim.<br /> <br />(Şeyh yediği şeyin ne olduğunu söylemediği gibi yanındakiler de ne olduğunu sorrmadılar.)<br /> <br />Böylece bir müddet devam ettikten sonra bana gaza için sınır boyuna gitmem işaret edildi. Buralarını müslümanlar ellerinde bulunduruyorlardı.Ben sınır boyuna gittim.Bir köye vardım.Cuma günü idi.<br /> <br />Mescidin kapısında bir kaç kişi toplanmışlar sohbet ediyorlar, birisi anlatıyor öbürleri dinliyorlardı. Anlatan Zekeriyya Aleyhisselamın ağaca saklandığını ve müşrikler tarafından destere ile kesildiğini anlatmakta idi. O'nun sabrından bahs ederken ben içimden şöyle geçirdim:<br /> <br />"Eğer bende olsaydım orada sabrederdim."<br /> <br />Oradan ayrılıp sınır boylarında Antakya'ya geldiğimde dostlarım bana bir kılınç-kalkan verdiler.Sonra sınır boyuna müteveccihen oradan ayrıldım.Düşmandan korkarak duvar arkalarına sığınmaktan Allah'tan haya ettiğimden oralardaki meşeliğe geçtim.Gece deniz kenarına gelir,abdest alır,namaz kılardım.Gündüz olunca da yine o meşeliğe geçer düşmanın gelmesini beklerdim.<br /> <br />Birgün meşelikte gezerken yemişlerinin bazısı olgunlaşmış,bazısı henüz olgunlaşmamış bir meyve ağacı gördüm.Bu çok hoşuma gitmişti.Allah'a verdiğim sözden o anda gafildim.Elimi uzatarak yemişlerden bir miktar topladım.Sonra birkaç tanesini yemeğe başladım.Bir kısmı ağzımda bir kısmı da elimde olduğu halde yeminim aklıma geldi.Hemen elimde olanları serptim,ağzımdakileri tükürdüm.Kendi kendime mihnet ve bela vakti yaklaştı,dedim.Kılıcımı-kalkanımı ve mızrağımı bir kenara attım,bir ağacın dibine varıp elim şakağımda düşünmeye başladım.Hatta işledim.Şimdi benim halim ne olucak diye düşünüyordum. Ben dalgın dalgın düşünmekte iken bir bölük atlı silahlı kişi gelerek etrafımı sardı.Sonra beni yaka-paça deniz kenarına emir (Reislerinin) yanına götürdüler.<br /> <br />Daha evvel bazı köylüler de benim gibi yakalanarak sultanın huzuruna getirilmiş,bekletiliyorlarmış. Sultan bana:<br /> <br />-Sen kimsin? Necisin? dedi.<br /> <br />Ben:<br /> <br />-Allahın kullarından bir kulum,deyince de orada bulunan esir köylülere tanıyıp tanımadıklarını sordu.<br /> <br />Tanımadıklarını söylediler.Onlara:<br /> <br />-Bu sizin büyüğünüz,fakat siz onu mazur göstermek için tanımadığınızı söylüyorsunuz,kendinizi feda ediyorsunuz,dedi.<br /> <br />Biraz sonra kararını verdi.O kalabalıktan birer birer ayrıp birer el, birer ayaklarını kestiler. Sıra bana gelince:<br /> <br />-Elini uzat! dediler.<br /> <br />Uzattım ve bir vuruşta sağ elimi kestiler.Ayağını da uzat dediklerinde sırtüstü yatarak ayağımı uzattım ve:<br /> <br />-Ya Rabbi! Elim günah işlemişti kestirdin,ayağımın ne suçu var!...diye içimden yalvardım.<br /> <br />O anda atlılardan biri atından atlayarak:<br /> <br />-Durun,kesmeyin,bu adam falan zattır!. Ne yapıyorsunuz, dünyayı başımıza mı yıkacaksınız.Ben bunu tanıyorum! diye bağırdı.<br /> <br />Bunun üzerine reis atından inerek o kesilen eli öptü.Bana da:<br /> <br />-Biz hata ettik,bizi affet,diye yalvardı.<br /> <br />Ben de:<br /> <br />-O suçlu bir eldi.Kestiniz,hakkımı helal ettim, dedim.<br /> <br />Ondan sonra çok ağladım.Çünkü bir anlık dalgınlık yüzünden hem elimden olmuş hemde o her zaman nereye gitsem beni bulan yuvarlak kürsten mahrum olmuştum.İşte bu elimin kesilmesi böyle bir hadise sonucu olmuştur.Bu bir suçlu eldir ve cezasını çekmiştir.Allah ahirette çektirmesin...<br /> <br />Kaynak: Büyük Dini Hikayeler, İ.Sıddık İmamoğlu, Osmanlı Yayınevi</small><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-7298621237709892625?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-87132412668248118692009-04-20T14:11:00.001-07:002009-04-20T14:11:40.022-07:00Kabirde Konuşan Genç<p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>Takva sahibi olmak, hayatın her döneminde güzel. Ama fırsatlar çağı gençlikte bir başka güzel. Güce, kuvvete, güzelliğe rağmen günahlardan sakınanların mükafatı ebedi mutluluk. Hayatın baharı şeytana satılmazsa, sonsuz bahar bir adım ötede. </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>Hz. Ömer'in (R.A.) halifeliği döneminde ibadet ehli, son derece takva sahibi bir genç vardı. Hz. Ömer'in hayret ve takdirle izlediği bu gencin kalbi, Allah ve Rasulü'nün (A.S) sevgisiyle doluydu. Vakit namazlarında cemaati kaçırmaz, namazdan çıkar çıkmaz evine döner ve ihtiyar babasının hizmetini görürdü. </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>Bu gencin evine giden yolu bir kadının kapısının önünden geçiyordu. Kadın her defasında gencin yoluna çıkarak çirkin tekliflerde bulunuyor, fakat genç, Allah korkusundan ona iltifat etmiyordu. </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>Yine bir gün yatsı namazını kıldıktan sonra evine giderken, kadın tekrar karşısına çıktı. Bu sefer bütün maharetini kullanarak genci kandırmayı başardı. Fakat genç, kadının ardı sıra eve girerken birden bire Allahu Tealâ Hazretleri'ni hatırladı ve korkuyla dilinden şu ayet döküldü: </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>'Takvaya erenler (var ya); onlara şeytandan herhangi bir vesvese iliştiği zaman (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp, hemen gerçeği görürler.' (A'raf/201) </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>Hemen ardından da bayılarak düştü. Kadın hizmetçisini çağırdı. Genci tutarak evinin önüne getirip koydular. Sonra da kapıyı çalarak babasına haber verdiler. Babası dışarı çıkınca, oğlunu baygın bir vaziyette kapının önünde buldu. Komşulardan bir kaçı genci tutup eve taşıdılar. Uzun bir müddet baygın kalan genç kendine gelince, babası: </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>- Evladım neyin var ne oldu? diye sordu. Oğlu: </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>- Bir şeyim yok. dedi. Babası: </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>- Allah aşkına söyle! deyince, oğlu başından geçenleri anlattı. Babası: </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>- Hangi ayeti okumuştun? diye sordu. Genç, ayeti okudu ve tekrar kendinden geçti. Bir de baktılar ki genç ruhunu teslim etmiş. Bunun üzerine genci yıkadılar ve gece vakti götürüp göz yaşlarıyla defnettiler. Sabah olunca olay Hz. Ömer'e bildirildi. Hz. Ömer, gencin babasına gelerek başsağlığı diledi ve: </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>- Bana niye haber vermedin? diye sordu. Gencin babası: </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>- Ey Mü'minlerin Emiri, vakit geceydi. dedi. Hz. Ömer: </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>- Bizi onun kabrine götürün. dedi. Hz. Ömer ve beraberindekiler gencin kabrine geldiler. Hz. Ömer (R.A): </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>- Ey filan kişi! Rabbin makamında durmaktan korkanlara iki cennet var. (Rahman/46) dedi. Kabirdeki genç konuşup: </small></p> <small><span style="font-family: verdana;">- Ya Ömer! Rabbim Cennette bana onları iki defa verdi. diye cevap verdi.</span></small><span style="font-family: arial narrow;"><br /></span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-8713241266824811869?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-56147919386199690502009-04-20T14:10:00.000-07:002009-04-20T14:11:08.991-07:00Niçin Evlenmiyor<small><span style="font-family: verdana;font-size:100%;" ><small><strong><span style="font-weight: normal;">Râbia-tül Adeviyye, </span></strong></small></span></small> <p style="font-family: verdana;"><small><span style="font-family: verdana;font-size:100%;" ><small><strong><span style="font-weight: normal;">-Niçin evlenmiyorsun?" diye ısrâr edenlere şöyle söyledi: </span></strong></small></span></small></p> <p style="font-family: verdana;"><small><span style="font-family: verdana;font-size:100%;" ><small><strong><span style="font-weight: normal;">-Benim üç büyük derdim var. Bunların sıkıntısından kolayca kurtulmamı garanti ederseniz, o zaman evlenirim. </span><span style="font-weight: normal;"></span></strong></small></span></small></p> <p style="font-family: verdana;"><small><span style="font-family: verdana;font-size:100%;" ><small><strong><span style="font-weight: normal;">Birincisi, acabâ son nefesimde îmânımı kurtarabilecek miyim?</span></strong></small></span></small></p> <p style="font-family: verdana;"><small><span style="font-family: verdana;font-size:100%;" ><small><strong><span style="font-weight: normal;"></span><span style="font-weight: normal;">İkincisi, Kıyâmet gününde amel defterimi sağ tarafımdan mı, yoksa sol tarafımdan mı verecekler?</span></strong></small></span></small></p> <p style="font-family: verdana;"><small><span style="font-family: verdana;font-size:100%;" ><small><strong><span style="font-weight: normal;"></span><span style="font-weight: normal;">Üçüncüsü, herkesin hesâbı görüldükten sonra bir grup Cehennem'e ve bir grup Cennet'e giderken, acabâ ben hangi grupta bulunacağım? dedi. </span></strong></small></span></small></p> <p style="font-family: verdana;"><small><span style="font-family: verdana;font-size:100%;" ><small><strong><span style="font-weight: normal;">O kimseler; </span></strong></small></span></small></p> <p style="font-family: verdana;"><span style="font-family: verdana;font-size:100%;" ><strong><span style="font-weight: normal;"><small>-Biz bu suâllerin cevâbı olarak size bir şey söylemekten âciziz" dediler.</small> </span></strong></span></p> <p style="font-family: verdana;"><span style="font-family: verdana;font-size:100%;" ><strong><span style="font-weight: normal;"><small><span style="font-family: verdana;">-O halde önümde böyle dehşetli günler varken ve bu günlere hazırlanmak elbette lâzım iken, evlenmeyi nasıl düşünebilirim?</span></small> <small>buyurdu.</small></span></strong></span></p><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-5614791938619969050?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-65661460607257804852009-04-20T14:08:00.002-07:002009-04-20T14:09:26.578-07:00Fakir ve Kör<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-size: 10pt;">Kibirli ve zengin birisi kapısına gelen bir fakire bir şey vermediği gibi, onu hem paylar hem de kapıyı yüzüne kapatır.. Zavallı fakir içlenir; bir tarafa çekilir ve oturur, ağlamaya başlar.. Bir kör, onun ağlamalarını duyar. Kalkar yanına gelir, niçin böyle üzgün olduğunu, ağladığını sorar. </span><span style="font-size: 12pt;"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-size: 10pt;">Fakir olanı biteni anlatır. </span><span style="font-size: 12pt;"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-size: 10pt;">Kör, teselli vererek, üzülmemesini, kendi evine gelmesini, evinde kalmasını, ekmeğini çorbasını kendisiyle paylaşmasını ister ve ısrarda eder. Fakir onun içtenliği ve ısrarı karşısında kabul eder, onunla gider. </span><span style="font-size: 12pt;"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-size: 10pt;">Kör ona karşı çok güzel bir konukseverlik gösterir. Fakirin, hem karnı doyar hem de gönlü hoş olur. Gönlü öyle hoş olur ki, o hoşnutluk içinde: </span><span style="font-size: 12pt;"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-size: 10pt;">- Sen bana evini açtın, sen bana gönlünü açtın, Kadir Mevlamda senin gözünü açsın, diye dua eder. </span><span style="font-size: 12pt;"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-size: 10pt;">Gece olur, körde bir gariplenir bir gariplenirki, o gariplik içersinde gözünden birkaç damla yaş damlar, gözleri birden açılır. Görmeğe başlar. </span><span style="font-size: 12pt;"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-size: 10pt;">Körün görmesi ile ilgil i haber bir anda şehirde yayılır. Yer yerinden oynar. Bu haberi onu kapısından kovan, kovmakla kalmayan taş yüreklide duyar. İşin doğruluğunu anlamak için gözü açılan şahsa gelir: </span><span style="font-size: 12pt;"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-size: 10pt;">- Çok şanslıymışsın. Gözün nasıl açıldı, kim açtı. </span><span style="font-size: 12pt;"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-size: 10pt;">- Hey! seni gidi gafil seni, sen nasıl bir adammışsınki, öyle bir mübarek zatı azarladın, üzdün, yüzünü yıktın. devlet kuşunu bıraktın, baykuş ile meşgul oldun. Gözümün kapısını, senin yüzüne kapıyı kapattığın o kimse açtı. </span><span style="font-size: 12pt;"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"><span style="font-size: 10pt;">- Desene kendime yazık ettim, öyle bir doğanmışki öyle bir devletmiş ki, kıymetini bilemedim, bana değil sana nasip oldu, ben avlayamadım sen avladın, der ve kıskançlıkla parmağını ısırır.<br /> </span><span style="font-size: 12pt;"><o:p></o:p></span></p> <span style="font-size: 10pt;"><span style="font-style: italic;">Dişini sıçan gibi hırsa batırmış kimse koca doğanı nasıl avlayabilir? İyilerin bastıkları toprak dermandır, göz açar. Ancak gönül gözü kör olanlar o dermandan gafildirler, kıymetini ne bilsinler.</span></span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-6566146060725780485?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-39487614612393312942009-04-20T14:08:00.001-07:002009-04-20T14:08:52.656-07:00Fatihin Halkı İmtihanı<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%;">Hazreti Fatih Sultan Mehmet istanbul'u fethetme plânları yapıyordu. Daha henüz 21 yaşında bulunan hükümdar, İstanbul'un fethine girişmeden önce, halkını imtihan etmek istemişti. Sabahın erken saatlerinde tebdili kıyafet ederek, Osmanlı'nın başşehri olan Edirne'de çarşıya çıktı.<br /> </span><br /> <span style="font-size: 10pt; line-height: 115%;">Çarşının bir tarafından girip, alış veriş yapmaya başladı. Birinci dükkâna varıp birşey aldı. İkinci bir şey istediğinde dükkân sahibi vermedi. Fatih'i tanımıyordu dükkân sahibi. Fatih Hazretleri mal olduğu halde neden vermediğini sordu.<br /> <br />Adam:<br /> <br />-Ben sana bir şey satmakla sabah siftahımı yapmış oldum, ikinci alacağını da karşıdaki dükkândan al. Çünkü o henüz siftah etmemiştir, dedi.<br /> <br />Fatih memnun olmuştu. Öbürüne vardı, bir miktar mal aldı... İkincisini istediğinde o da vermeyip komşu dükkâna gönderdi. Böylece Hazreti Fatih koca çarşıyı baştan sona kadar dolaştı... Hepsinde aynı mukabele ile karşılaşmıştı.<br /> <br />Aldıkları erzakı, medresede ilim tahsil eden talebelere gönderdi, kendisi de saraya gelip Allah'a şükür secdesine kapandı ve şöyle dedi:<br /> <br />- Ya Rabbi sana hamdolsun... Bana böyle birbirini düşünen millet ihsan ettin. Ben bu milletimle değil Bizans'ı, dünyayı bile fethederim, dedi ve istanbul'un Fetih planlarını hazırlamaya başladı.<br /> <br /> </span></p> <span style="font-size: 10pt; line-height: 115%;">51 gün süren muhasaradan sonra Bizans, Akşemseddin Hazretlerinin de bizzat iştirakiyle fetholunmuştu. İstanbul fetholunduktan sonra, Osmanlı imparatorluğunun merkezi Edirne'den İstanbul'a taşındı.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-3948761461239331294?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-89937808976052867272009-04-20T14:07:00.000-07:002009-04-20T14:08:18.240-07:00Adalet<div style="text-align: justify;"><small><span style="font-family: verdana;">İstanbul'un fethinden sonra Hazreti Fatih bütün mahkumları serbest bırakmıştı. Fakat bu mahkumların içinden iki papaz zindandan çıkmak istemediklerini söyleyerek dışarı çıkmadılar. Papazlar Bizans imparatorunun halka yaptığı zülüm ve işkence karşısında ona adalet tavsiye ettikleri için hapse atılmışlardı. Onlar da bir daha hapisten çıkmamaya yemin etmişlerdi.</span></small></div> <small> </small> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>Durum Hazreti Fatih'e bildirildi. O, asker göndererek, papazları huzuruna davet etti. Papazlar hapisten niçin çıkmak istemediklerini Hazreti Fatih'e de anlattılar. Fatih o dünyaya kahreden iki papaza şöyle hitap etti: </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>- Sizlere şöyle bir teklifim var: Sizler İslam adaletinin tatbik edildiği memleketimi geziniz, müslüman hakimlerin ve müslüman halkımın davalarını dinleyiniz. Bizde de sizdeki gibi adaletsizlik ve zulüm görürseniz, hemen gelip bana bildiriniz ve sizler de evvelki kararınız gereğince uzlete çekilerek hâlâ küsmekte haklı olduğunu isbat ediniz. </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>Hazreti Fatih'in bu teklifi papazlar için çok cazip gelmişti. Hemen Padişahtan aldıkları tezkere ile İslam beldelerine seyahate çıktılar. İlk vardıkları yerlerden biri Bursa idi... Bursa'da şöyle bir hadiseyle karşılaştılar: </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>Bir Müslüman bir yahudiden bir at satın almış, fakat hiçbir kusuru yok diye satılan at hasta imiş. Müslümanın ahırına gelen atın hasta olduğu daha ilk akşamdan anlaşılmış. Müslüman sabırsızlıkla sabahın olmasını beklemiş, sabah olunca da erkenden atını alıp kadının yolunu tutmuş. Fakat olacak ya, o saatte de kadı henüz dairesine gelmemiş olduğundan bir müddet bekledikten sonra adam kadının gelmeyeceğine hükmederek atını alıp ahırına götürmüş. Atını alıp götürmüş ama at da o gece ölmüş. </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>Hadiseyi daha sonra öğrenen kadı, atı alan müslümanı çağırtıp meseleyi şu şekilde halletmiş: </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>- Siz ilk geldiğinizde ben makamımda bulunsa idim, sağlam diye satılan atı sahibine iade eder, paranızı alırdım. Fakat ben zamanında makamımda bulunamadığımdan hadisenin bu şekilde gelişmesine madem ki ben sebep oldum, atın ölümünden doğan zararı benim ödemem lazım, deyip atın parasını müslümana vermiş. </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>Papazlar islam adaletinin bu derece ince olduğunu görünce parmaklarını ısırmışlar ve hiç zorlanmadan bir kimsenin kendi cebinden mal tazmin etmesi karşısında hayret etmişler.<br /> </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>Mahkemeden çıkan papazların yolu İznik'e uğramış. Papazlar orada şöyle bir mahkeme ile karşılaşmışlar: </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>Bir müslüman diğer bir müslümandan bir tarla satın alarak ekin zamanı tarlayı sürmeye başlar. Kara sabanla tarlayı sürmeye çalışan çiftçinin sabanına biraz sonra ağzına kadar dolu bir küp altın takılmaz mı? Hiç heyecan bile duymayan Müslüman bu altınları küpüyle tarlayı satın aldığı öbür müslümana götürüp teslim etmek ister; </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>- Kardeşim ben senden tarlanın üstünü satın aldım, altını değil. Eğer sen tarlanın içinde bu kadar altın olduğunu bilseydin herhalde bu fiata bana satmazdın. Al şu altınlarını, der. </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>Tarlanın ilk sahibi ise daha başka düşünmektedir. O da şöyle söyler:<br /> </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>- Kardeşim yanlış düşünüyorsun. Ben sana tarlayı olduğu gibi, taşı ile toprağı ile beraber sattım. İçini de dışını da bu satışla beraber sana verdiğimden, içinden çıkan altınları almaya hiçbir hakkım yoktur. Bu altınlar senindir dilediğini yap, der. Tarlayı alanla satan anlaşamayınca mesele kadıya, yani mahkemeye intikal eder. Her iki taraf iddialarını kadının huzurunda da tekrarlarlar. </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>Kadı, her iki şahsada çocukları olup olmadığını sorar. Onlardan birinin kızı birinin de oğlunun olduğunu öğrenir ve oğlanla kızı nikahlayarak altını cehiz olarak verir. </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: verdana;"><small>Papazlar daha fazla gezmelerinin lüzumsuz olduğunu anlayıp doğru İstanbul'a Hazreti Fatih'in huzuruna gelirler ve şahit oldukları iki hadiseyi de aynen nakledip şöyle derler: </small></p> <p style="text-align: justify; font-family: arial narrow;"><small><span style="font-family: verdana;">- Bizler artık inandık ki, bu kadar adalet ve biribirinin hakkına saygı ancak İslam dininde vardır. Böyle bir dinin salikleri başka dinden olanlara bile bir kötülük yapamazlar. Dolayısıyla biz zindana dönme fikrimizden vazgeçtik, sizin idarenizde hiç kimsenin zulme uğramayacağına inanmış bulunuyoruz, derler. </span></small><br /> </p> <small><span style="font-weight: bold;"></span><span style="font-family: arial narrow;">Büyük Dini Hikayeler, İbrahim Sıddık İmamoğlu, Osmanlı Yayınevi</span></small><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-8993780897605286727?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-38565627359682619562009-04-20T14:05:00.000-07:002009-04-20T14:07:25.014-07:00Adalet ve Tevazu<b><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana; color: black;"><big style="color: rgb(255, 255, 255);">Adalet ve Tevazu</big></span></b><p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız biriydi. <o:p></o:p></span></p> <p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">Yakınlarından birisi Ömer b. Abdülaziz'e bir elma hediye göndermişti. O da elmayı biraz kokladıktan sonra sahibine geri gönderdi. Elmayı geri götüren görevliye şöyle dedi: <o:p></o:p></span></p> <p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">- Ona de ki, elma yerini bulmuştur. <o:p></o:p></span></p> <p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">Fakat görevli itiraz edecek oldu: <o:p></o:p></span></p> <p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">- Ey müminlerin başkanı! Rasulullah Aleyhisselâm hediye kabul ederdi. Bu elmayı gönderen de senin yakınlarındandır. <o:p></o:p></span></p> <p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">Halife cevap verdi: <o:p></o:p></span></p> <p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">- Evet ama, Rasulullah s.a.v.'e verilen hediye idi. Bize gelince, bize verilen hediyeler rüşvet olur. <o:p></o:p></span></p> <p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">Valilerin maaşlarını çok bol verirdi. Sebebini şöyle açıklardı: <o:p></o:p></span></p> <p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">- Valiler para sıkıntısı çekmezler, bütün ihtiyaçları karşılanırsa, kendilerini halkın işlerine vakfederler. <o:p></o:p></span></p> <p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">Bir gece halifenin yanında bir misafiri vardı. Kandilin yakıtı tükenmişti. Misafir dedi ki: <o:p></o:p></span></p> <p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">- Hizmetçiyi uyandıralım da kandilin yağını koyuversin. <o:p></o:p></span></p> <p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">- Hayır, bırak onu uyusun. Ben ona iki ayrı işi yaptırmak istemem. <o:p></o:p></span></p> <p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">- Öyleyse ben kalkıp kandile yağ koyayım. <o:p></o:p></span></p> <p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">- Olmaz, misafire iş gördürmek yiğitlikten sayılmaz. <o:p></o:p></span></p> <p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">Kendisi kalktı, kandilin yağını koyup yerine döndü ve şöyle dedi: <o:p></o:p></span></p> <p style="text-align: justify;"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">- Ben kalkıp iş yaparken de Ömer'dim; gelip oturdum, yine aynı Ömer'im. <o:p></o:p></span></p> <span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">İki buçuk yıllık halifelik döneminde İslâm aleminde adaleti hakim kılmıştı. Büyük dedesi Hz. Ömer r.a. gibi adalet ve basiret sahibiydi. Henüz kırk yaşlarında iken onu çekemeyenler tarafından bin dinar altın para karşılığında hizmetçisi eliyle zehirlenmişti. Hizmetçisi suçunu itiraf ettiğinde, Ömer b. Abdülaziz, paraları adamdan alarak devlet hazinesine koymuş, kendisini serbest bırakmış, öldürülmekten kurtulması için de kaçmasını söylemişti.</span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-3856562735968261956?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-6600464821545368522009-04-03T15:07:00.000-07:002009-04-03T15:08:08.952-07:00Yolcu<span class="style62">Ölüm nedir bilmezdim ta ki o yola çıkınca anladım hayatın bir yol olduğunu ve bu yolun bir durakta son bulduğunu geçte olsa anladım. Herkes yanımda mırıldanıp konuşuyordu; Mahallenin bakalı ne iyi adamdı daha dün sabah benden bir ekmek, sigara almıştı diye yanındaki mahalleli dostlarıyla muhabbet ediyordu, bütün arkadaşlar, dostlar,eşim ve çocuklar hüzünlü gözlerle bana bakıyorlardı.Derken bir ezan sesi geldi.Ben irkilirken dostlarım dikkatlice ezanı dinliyorlardı. Bir ara yalnızlıktan of çektim nedir bu karanlık kutu bu karanlık kutuda ışık yok mu diye hayıflandım. Bu da geçer dedim kendi kendime. Derken bir ses avluda yankılandı. Hakkını helal ediyor musun cemaat dedi? Ben yine vurdum duymaz bir şekilde bu acayip durum bitsinde kahveye, okeye gidelim diye düşünüyordum, ne de olsa Ahmet, Ali, Mustafa avlunun bir köşesinde beklemiyorlar mı birazdan gideriz diye sabredeyim dedim. Dostlarım, akrabalarım neden buradalar anlamış değilim. Kim çağırmış bunları, düğün mü var? Yok, yok düğün de olmaz olsaydı herkes güler eğlenirdi ama herkeste bir kasvet havası hâkimdi. Derken bir ses daha haydi cemaat! o sırada içinde bulunduğum tuhaf kutunun kıpırdadığını anladım. Herkes çekiştiriyor birbirini benim yanıma gelmeleri de bir tuhaf değil mi? Annem bir köşede neden ağlıyor? Babam neden yıpranmış sanki 45 yaşında değil de yetmişlik dedeler gibi çökmüş perişan bir şekilde bekliyor. Eller üstünde karanlık bir sandukayla gidiyorum. Bilinmez bir yola bilinmez mekâna!<br />Yolculuk esnasında mahalle sakinlerine bakıyordum. Herkes bir tuhaf olmuştu. Çocuklar bile öcü görmüş gibi bana bakıp korkuyorlardı. Derken boş zamanlarda takıldığım kahvenin önünden geçtik. Bir çok arkadaş ordaydı. Bazıları okey, bazıları da tavla oynuyorlardı. Kahveciyi gördüm vah vah sende mi bu yolun yolcusu oldun diye mırıldanıyordu. Kahvedekiler de bana bile bakmıyorlar oyunlarına devam edip kendi aralarında: "Zaten vakti gelmişti, Azrail geç bile kaldı" derken alaylı bir şekilde de "Hepimiz bu yolun yolcusuyuz aman giden gider kalan sağlar bizimdir," diyorlardı.<br />İçi karanlık sanduka aşağı indi. Bende yere düşmüş gibi oldum. Etrafıma baktım etraf yeşilliklerle dolu idi. diğer taraftan imam ve akrabalarım duruyor etrafımda. Yanımda bir genç Kuran okuyordu. Biraz daha sabır edeyim beni çıkartacaklar bana ne Kuran okuyorsa okusun zaten Mustafa ali Ahmet’te burada! Cemaatle biraz konuşur kaçarız kahveye dedim. karanlık kutudan aniden bir ışık girdi içeri derken her yer aydınlandı. Oh be dünya varmış o karanlık yerde de kalınmaz ki canım diyordum.<br />Beş, altı kişi bedenimi tutup kaldırıyor nedir bu şakamı yoksa bir çukur gördüm içinde sivrisinekler vızıldıyordu. Karıma ve çocuklarıma baktım ağlıyorlardı. Derken bedenimi tutan eller beni o çukura götürüyor. Ben ise aman ne yapıyorsunuz arkadaşlar şaka yapmayın diyorum ama beni dinleyen yok ki! Derken bir ses daha: Haydi cemaat! Üstümü kumlu topraklarla dolduruyorlardı. Kumlu ve topraklı bedenimi son kez kaldırmak istedim. Tozlu gözlerle baktım son kez Herkes gidiyor. Beni unuttunuz diyorum Mustafa, Ahmet, Ali sizler nereye hani okeye gidecektik diyordum. Ama duymuyorlardı sonra anladım ve düşündüm ki: "Ben bu durakta, dostlarım bir sonraki durakta ineceklermiş. </span><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-660046482154536852?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-74363373534636682512009-04-03T15:06:00.001-07:002009-04-03T15:06:58.512-07:00Olmaz diye bişey olmazMrb ben ankaralı bir kızım. 21 yaşındayım. benm hikayem,yaşamadan önce asla! diyebileceğim türden. İnternetten tanşmaya,birileriyle konuşmaya o kadar karşıydım ki..Kesinlikle diyordum,kesinlikle olamaz böyle bir şey. En yakınındakine bile güwenmediğin bir devirde sanaldan birine nasıl güvenebilirdi ki insan? Aklım almıyordu. Taa ki,onu tanıyana kadar.. Bilgisayarımı yeni almıştım daha.. Sırf meraktan chate falan giriyordum.Hemen de sıkılıp çıkıyordum. O gün ahmet diye biri yazdı bana. Biraz konuştuk,ne iş yaptığını sordum,belediyenin su işlerinde çalıştığını ama işten çıkartıldığını söyledi. Çok şaşırdım,çünkü;daha önce ne iş yaptığını sorduklarım ya iyi bir bölümde öğrenciydi,ya doktordu,ya mühendis.. Yani yalan söylüyorlardı büyük ihtimalle. ama hasan öyle değildi. msn werdim,dürüstlüğünden etkilenip. cam açmak istedi bana,kiminle konuştuğumu görüyüm diye. bana söyledi,kabul etmedim..hiç itiraz etmedi. yakışıklı biri değildi,yaşıda büyüktü bana göre. bir gün msnde konuşuyorduk,baya geç yazıyordu cevaplarını.ne yaptığını sordum,askerde ki kuzeniyle konuştuğunu söyledi. inanmadım,trip yaptım. onun da yalancı olduğunu düşündüm.beni inandırmak için,kuzenine msnimi wermiş. oda ekledi. mehmetle tanışmamız öyle oldu.komutanın yazıcısı olduğu için,bilgisayar başındaymış hep ordu ewinde. beni basit kızlardan biri olarak düşündü başta.tersledi hep. kendimi ifade edemediğim için iyice hırs yapmıştım.hep onunla konuşuyordum. atışıoduk başlarda hep.bir süre sonra,ikimzde farkettik ki alışkanlık olmuşuz birbirimize.bir gün onunla konuşmasam yüzüm gülmüordu. hayat hikayelesini,ailesyle sorunlarını,eski kız arkadaşlarını.. anlattı bana. Doğum günüm yaklaştığında,bana bir sürpriz yapıp yanıma geleceğini söyledi.birden bir korku sardı beni. sudan sebeplerle bahaneler uydurup konuşmadm. oda bana,beni sewdiğini yazmış maille. ankaraya geldi,gitti bir hafta.görüşmedik hiç. 3-4 ay hiç ama hiç konuşmadk. bir gün yazdı bana.askerden gelmiş. ona görüşme sözüm olduğunu söyledi.gerçekten de öyleydi. bütün cesaretimi topladım ve kabul ettim. ertesi gün oldu,kalbim yerinden çıkıcak şimdi diyordum. o kaadr heyecanlandm ki. söylediğimz yerde gördüm onu. oturdum karşısında bir merdiwen basamağına.arayıp arkasını dönüp,bana gelmesini söyledm. bütün gün beraberdik. çok ama çook eğlendik. mutluyduk baya. sürekli göz göze gelip,gülümsüyorduk birbirimize. sonraa.. ayrıldık o gün.. ben okuduğum şehire geldim. msnde karşılaştık. çük güzel şeyler yazdı. warlığı bile nefesimi kesmeye yeterken,birde üstüne güsel sözler duyunca ayaklarım yerden kesildi. hiç böyle olmamıştım,daha önce. Aramızda ki engeli öğrenene kadar,uçuyordum hawalarda sürekli. engel,onun alewi,aileminde kesinlikle buna karşı olmasıydı. öğrendiğim de başımdan aşağı kaynar su dökülse,daha az canım yanardı herhalde. Bunu ona dasöyledim,ona aşık olduğumu,canımdan daha çok sewdiğimi hala bilmiyor. alewiolduğu için aramızda herhangi bir şeyin olmasının mümkün olmadığını söyledim. isyan etti başlarda ama çaresiz kabul etti. çok mutsuzdum,hiç bir şey beni güldürmüyordu artık. Yoktu o artık. Olamazdı.Bir gün bir mail atmış,hem okudum hem ağladım.. defalarca okudum.. her satırını ezberledim. sonuçta,başlamadan bitmişti. biterken de benden bir şeyleri alıp götürdü. hiç bir şeyim olmamıştı görünürde,ama her şeyimdi o benm. günler aktı geçti. zaman bana da ilaç oldu,olmakta zorundaydı. 6 ay faaln geçmişti.bir gün arkadaşımla alışweriş merkezine gittik. onu gördüm,işe başlamıştı orda. gözlerimden yaşlar süzüldü aktı. engel olamadım. konuşamaya karar werdim. yanına gidecektm. iş arkadaşlarından biri de ona doğru yaklaşınca,kendimi geri çektim.kzın gitmesini bekledm. kız bişiler konuştu,konuşması bitince de sağına soluna baktı,dudaklarına bir öpücük kondurup kendi yerine doğru gitti. dışarı çıktım.. ağladım ağladım..yüreğim sıkışıyordu. allahım diyordum bu nasıl bir acı? geçmez mi hiç.? son nefesime kadar hep canım mı yanacak böyle? gerçekten soruyorum yaşayanlara,bu acı bitmez mi hiç? kapanmaz mı yaralar?<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-7436337353463668251?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-30625616006380361372009-02-22T13:53:00.001-08:002009-02-22T13:53:46.109-08:00Gözden geçirmek SexKısa öyküler sözlü hikayesi de menşei-gelenekleri söylüyorum ve nesir hikâye, bu hızlı ve noktasına gelen bir hızla-sketched durum var. Bazı ETA ve hikayeleri ilk mükemmel bağımsız örnekler ile nispeten gerçekçi roman, kısa öykü minyatür versiyonu olarak geliştiğinden, The Rise of ile Hoffmann. Diğer on dokuzuncu yüzyıl yazar iyi ve kısa hikayeler için bilinen Nathaniel Hawthorne, Herman Melville, Edgar Allan Poe, Nikolay Gogol, Guy De Maupassant, Bolesław Prus ve Anton Chekhov vardır. Kısa öyküler erken 19. yüzyıl dergilerin bir elyaf ve genellikle ünü ve roman yol boyu projeler ve yazarlar için vardı. Daha yakın zamanlarda, kısa hikayeler anthologies olarak, konu veya kritik alımına göre kategorize Reprinted edilmiştir. Kendi kısa hikayeler Bugün birçok yazar yayın koleksiyonları.<br /><br />Bazı yazarlar neredeyse tamamen kendi kısa öyküler için, her iki seçenek ile (bunlar) şey yazıldı veya eleştirel açıdan tarafından (kısa hikaye yazma düşünülmektedir bilinen zor bir sanat olarak). Bir örneği Jorge Luis Borges olan "The Garden bölme yolları," Ağustos 1948 Ellery Queen's Mystery Magazine yayınlanan Amerikan ün kazanıldığında. Için O. Henry Ödülü kimin adlı bir başka örnek O. Henry ve (yazar "Hediyelik ve Magi bir") vardır. Amerikan örnekler Flannery O'Connor, John Cheever ve Raymond Carver içerir.<br /><br />Kurt vonnegut, Nathaniel Hawthorne, Bolesław Prus, F. Scott Fitzgerald, PG gibi Yazarlar Wodehouse ve Ernest Hemingway yüksek iki kısa öykü ve roman yazarları başarılı oldu.<br /><br />Kısa öyküler genellikle yarısı için uyumlu hale getirilmiş-NBC Presents olarak saat ve saat radyo drama: Öykü (1951-52). <br /><br />Uygarlık daha kaydı hikaye anlatmaya The art of doubtlessly eski. Olan en önemli edebi türde gelişmeye son olduğunu bile sözde çağdaş kısa öykü, eski bir sülale vardır. Kısa öykünün belki de en eski doğrudan ata olan hikâye ve aydınlatıcı hikayesi noktaya doğru olmaktır. Bu kıssa ve masal, starkly kısa antik anlatı bazı ahlaki ya da ruhsal gerçeği uygulamak için kullanılan ciddi kısalık ve bazı kısa hikayeler bugün yazılı birliği umuyoruz.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-3062561600638036137?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-38361133851840547362009-02-22T13:51:00.000-08:002009-02-22T13:53:04.282-08:00ÖzellikleriKısa öyküler az romanlar daha karmaşık olabilir. Genelde kısa bir hikaye tek bir olay üzerinde durmaktadır, tek bir parsel, tek bir ayar, karakterler az sayıda var ve kısa bir süre kapsar.<br /><br />Kurgu uzun formları, hikayeler dramatik yapının belirli temel öğeleri içeren eğilimindedir:, durum ve ana karakter ayar fuar (tanıtım); bu çatışma tanıtılması komplikasyon (olay); yükselen eylem, kriz için (belirleyici an önayak olan ve eylem bir ders verdiği taahhüt); çatışma açısından ve en eylem ile puan) yüksek ilgi (nokta orgasm; çözünürlüğü (nokta zaman ihtilaf çözülürse) ve ahlaki.<br /><br />Kendi uzunluğu nedeniyle, kısa hikayeler veya bu modeli takip edemez Mayıs Bazı tüm modelleri takip yoktur. Örneğin, modern kısa öyküler sadece bazen bir fuar var. Diğer tipik olsa da, ani bir başlangıç, hikayenin eylem medya RES () in ortasında başlamak ile. Uzun hikayeler, kısa hikayeler araziler olduğu gibi aynı zamanda bir dönüm noktası, kriz veya dönüm noktası var. Ancak, çok kısa öyküler ve sonlara ani ve açık veya ahlaki veya pratik ders olmayabilir Mayıs Herhangi bir sanat formu olarak, kısa bir hikayenin tam özellikleri yazarın değişir.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-3836113385184054736?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-78698711293327927442009-02-22T13:50:00.002-08:002009-02-22T13:51:31.968-08:00UzunlukNe uzun kurmaca biçimleri kısa bir hikaye ayıran belirlenmesi problemlidir. Kısa bir hikaye bir klasik tanımı bir bir oturma, bir nokta özellikle Edgar Allan Poe denemesi "Kompozisyon ve Felsefe yapılan okumak to be" (1846) mümkün olmaz. Diğer tanımlar en maksimum kelime uzunluğu yerine 7000-9000 deyişle her yerden. Bilim kurgu türü yazar için bir referans noktası olarak, Bilim Kurgu ve Fantasy Writers of America az 7.500 bir kelime sayısı olarak bilim kurgu sunum kuralları için Bulutsusu Ödüller kısa hikaye uzunluğu tanımlar. [1] çağdaş kullanımı, In terimini kısa öykü en çok kurgusal bir çalışma ve daha az 1000 artık daha 20.000 kelime gelir. Hikayeler az 1000 kelime genellikle ya "kısa kısa kurgu" ya da "kısa kısa" olarak, hatta "kurgu flaş" denilir<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-7869871129332792744?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-88183633540608727112009-02-22T13:50:00.001-08:002009-02-22T13:50:28.192-08:00Tarihçe KaynakKısa öyküler geri sözlü Haberler Tarih-Orijinal Homer's hikâye ve Odyssey gibi epics üretilen gelenekleri söylüyorum. Sözlü anlatıları sık veya ritmik şiir kafiye şeklinde sık sık veya tekrarlayan bölümleri dahil söylendi, Homer, Homeric epithets söz konusu. Böyle bir üslup cihazlar genellikle kolay hatırlamak, yorum ve hikayenin uyum için hafıza geliştirme sistemi olarak harekete geçti. Şiir Kısa bölümleri bir bakimi at dedi olabilir bireysel anlatıları üzerinde olabilir. Hikayesi toplam ark sadece çıkmak da çok bu bölümden söylüyorum.<br /><br />Ancak diğer zamanlarda ve milletlerden de onun için verilmiştir var Fables, açık bir "ahlaki ile özlü hikayeleri," Yunan tarihçisi Herodot tarafından M.Ö. 6. yüzyılda bir Yunan esir Aesop isimli tarafından icat olduğu, söyleniyor. Bu antik masallarından Aesop's Fables olarak bilinen bugün vardır.<br /><br />Öykü bir diğer antik formu, hikâye, Roma İmparatorluğu altında popüler oldu. Anecdotes, bir noktadan vücuda kısa gerçekçi anlatı mesel bir tür işlevi olarak. Roma anecdotes kalan çoğu Gesta Romanorum olarak 13 ya da 14. yüzyılda toplanmıştır. Anecdotes Avrupa'da da 18. yüzyılda, zaman Sir Roger de Coverley bir kurmaca anekdot niteliğinde harf yayınlanan bir popüler kaldı.<br /><br />Avrupa'da, sözlü hikaye-söylüyorum geleneği Geoffrey Chaucer's Canterbury Tales ve Giovanni Boccaccio's Decameron ile erken 14. yüzyılda yazılmış öyküler, en önemlisi olarak gelişmeye başlamıştır. Her iki kitap bireysel kısa hikayeler rağmen masal içinde masal cihaz tüm yazarlar tarafından kabul değildi (bu saçmalık veya iyi hazırlanmış edebiyat fictions için gülünç anecdotes den) daha büyük bir anlatı hikaye (bir çerçeve hikaye içinde) ayarlamak, aralık oluşur vardır. 16. yüzyılın sonunda, Avrupa'nın en popüler kısa hikayeler Matteo Bandello ve esrarengiz trajik "hikâye" ve Fransızca çeviri (özellikle) vardı.<br /><br />Fransa ve 17. yüzyılın ortalarında Madame De Lafayette gibi yazarlar tarafından rafine kısa roman olan "" nouvelle, oluşumunda gördüm. (En ünlü koleksiyonları Charles Perrault tarafından) yayınlanan üzere in 1690s, geleneksel peri masalları başladı. Bin ve bir gece (veya Arabian Nights) 1704 (from; başka bir çeviri ortaya çıktı 1710-12) ve Antoine Galland's ilk modern çeviri görünümü 18. yüzyılda üzerinde çok büyük bir etkisi olurdu Voltaire, Diderot ve diğer Avrupa kısa hikayeler.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-8818363354060872711?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-25134926316295626292009-02-22T13:49:00.001-08:002009-02-22T13:49:52.644-08:00Çağdaş kereBugün kısa öyküler 19. yüzyılın başlarında kendi tarz olarak ortaya çıkmıştır. Kısa öyküler erken örnekler Dikanka (1831-32) Yakın bir Çiftliği üzerindeki Brothers Grimm's Fairy Tales (1824-26) ve Nikolai Gogol's Evenings içerir. ABD'de ilk örnekler Charles Brockden Brown's "uyurgezerlik" (1805), Washington Irving's Rip Van salyangoz (1819) ve The Legend of Sleepy Hollow (1820), the grotesk ve Arabesque (1840) ve Nathaniel ve Edgar Allan Poe's Tales Hawthorne's Twice-Told Tales (1842).<br /><br />İkincisi 19. yüzyılda, baskı dergiler ve dergilerin büyüme sözcükler arasında 3000 ve 15000 kısa kurgu güçlü bir talep yarattı. Bu dönemin ünlü kısa öyküler "(1888) ve Bolesław Prus's" A Legend Eski Mısır dahil Anton Chekhov's "Ward No 6" (1892).<br /><br />Aynı zamanda, kısa hikaye hakkında ilk edebi teoriler çıktı. Bir yaygın olarak bilinen bir Kompozisyon ve Edgar Allan Poe's "Felsefe" (1846) ise. 1901 yılında, Brander Matthews, dramatik edebiyatı, Kısa Hikaye ve "The Philosophy yayınlanan ilk Amerikalı profesör."<br /><br />Atlantik Aylık, Scribner's ve Cumartesi Akşam Post her konuda kısa öyküler yayınladı gibi 20. yüzyıl, yüksek profilli dergi sayısı ilk yarısında. Kalite talep kısa öyküler kadar ve para için ödenen büyük oldu ki F. Scott Fitzgerald art arda kısa döndü katlı onun sayısız borçlarını ödemek için yazıyorum yüksek gibi.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-2513492631629562629?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-74573250528987854112009-02-22T13:48:00.000-08:002009-02-22T13:49:10.871-08:00savaş sonrası dönemdeDünya Savaşı izleyen dönemde gördüm bir ABD'de edebi kısa kurgu çiçekli harika. The New Yorker Shirley Jackson olan hikaye, "Bu piyango," 1948 yılında yayınlanan dahil formu lider orta yüzyıl uygulayıcılar ve çalışır yayınlamaya devam o zaman dergi tarihinin en güçlü tepki elicited. Son 1940'larda sırasında Diğer sık katkıda John Cheever, John Steinbeck, Jean Stafford ve Eudora Welty dahil. Süre Flannery O'Connor's "A Good Man Hard to Find" (1955) Güney Gothic tarzı reinvigorated olduğunu JD Salinger's "Nine Stories" (1953) görüntülemek ve sesli noktası ile denediği. Ne zaman hayat dergisinde yayınlanan Ernest Hemingway kısa uzun hikaye (veya hikâye) The Old Man and the Sea 1952 yılında, sorun bu hikayeyi içeren yalnızca iki gün içinde 5300000 kopya sattı.<br /><br />Kültürel ve sosyal kimlik 1960'ların kısa kurgu çok önemli bir rol oynadı. Philip Roth ve Grace Paley farklı Yahudi-Amerikan sesleri yetiştiriliyor. Tillie Olsen's "Ben burada bir bilinçli feminists perspektifi kabul Ütü kalk. James Baldwin's "The Man" Meet gitmek Afrikalı-Amerikan yaşam öyküleri söyledi. Frank O'Connor "The Lonely Voice," kısa hikayenin klasik araştırması, 1963 yılında çıktı. 1970 yazının yükselişi-Donald Barthelme ve John Barth ve eserlerini kısa modern bir hikaye gördüm. Aynı yıl bir basın arabası olan, Bill Henderson başkanlığında altında, bağımsız ve küçük presler en iyi yayın başladı kurulması tanık.<br /><br />Miminalism, özellikle Raymond Carver, Ann Beattie ve Bobbi Ann Mason ve çalışmalarında 1980'lerde yaygın etkisi kazandı. Ancak, John Updike ve Joyce Carol Oates gibi traditionalists formu üzerinde önemli etkisi korunur gibi Kanadalı yazar Alice Munro yaptım. John Gardner's tohum referans metin, Kurmaca ve "Sanat" 1983 yılında çıktı.<br /><br />1990'ların Amerikan kısa öyküler çoğu büyülü gerçekçilik özelliği. Bu stil en önde gelen uygulayıcıları arasında Steven Millhauser ve Robert Ölen Butler vardı. Stuart Dybek Chicago'nun Lehçe mahallelerinde ve Tim O'Brien "The Things yaşam Onlar" Carried Vietnam Savaşı'nın mirasını ele. Louise Erdrich onun depictions için keskince Anadili Amerikan yaşam. TC Boyle ve David Foster yazıldı önem kazandı Wallace popüler kültür ve psikolojisi araştırılmalıdır.<br /><br />, Yirmi birinci yıl birinci yüzyılın Jhumpa Lahiri Kevin Brockmeier, Jacob Appel George Saunders ve Dan Chaon dahil genç yazarlar yeni bir nesil ortaya çıkışı gördüm. Bloglar ve e-geleneksel kağıt çıkan yazarların iş showcasing yılında edebiyat dergileri tabanlı katıldı Zines.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-7457325052898785411?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-71713192831552305932009-02-22T13:41:00.001-08:002009-02-22T13:41:27.375-08:00Hoşgeldiniz Storys' resmi web sitesi.<div style="text-align: left;" id="result_box" dir="ltr">Bu inanılmaz bir zamandan beri ilk birlikte 2003 yılında var oldu.<br /><br />Biz (şimdiye kadar iki albüm yayımladı ettik!), Indir aşağı ve yukarı ülkenin yükler, festivallerinde (bazı çamurlu, bazı değil oynadı oynadı! Desteklenen), ya da kahramanı olan efsanevi isimleri her türlü bir sahne paylaşılan Geçmişte, worshipped all over Europe ve daha güvenilir eski beyaz Van ve hatta SXSW için in Texas var seyahat!<br /><br />Bu şimdiye kadar, inanılmaz bir yolculuk oldu ve daha fazla Storys' macera gelip birçok umuyoruz ...<br /><br />Her zaman eklenmektedir olmanın Yani sitenin etrafında burun var - bir şeyler çok burada izlemek ve yeni şeyler ve dinlemek var.<br /><br />E-posta listesi için e-posta yoluyla doğrudan güncelleştirmelerini almak için kayıt unutmayın.<br /><br />Önce bile web sitesini ziyaret Ve şerbetçiotu forum üzerine ve diğer taraftar etkileşim (ve bizim!) Ve En yeni haber almak için!</div><div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-7171319283155230593?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-43189324354113842592008-11-04T08:31:00.000-08:002008-11-04T08:33:07.452-08:00hikaye seositeme eklemiş olduum bir toplistin virüs yaymasından dolayı google sitemizi zararlı sıte halıne getirdi ve sitemıze giren kımze kalmadı arkadaşlar bakalım google bızım suçsuz olduğumuzu nezaman anlayacak zamanla bereberce göreceğiz<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-4318932435411384259?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-20986641071150133532008-08-11T12:29:00.001-07:002008-08-11T12:29:59.992-07:00Beline Kadar Sıyrılmış Kilodu<p><strong>Beline Kadar Sıyrılmış Kilodu</strong></p> Beline Kadar Sıyrılmış Kilodu<br /><br />Merhaba arkadaslar. Bazı hikayeler sizinde tahmin ettiğiniz gibi geçek dışı izlenmimi verebiliyor insanlara. Ama bu Okuyacağınız uzun yıllar önce yaşanmış ama benim unutamadığım belkide bir çoğunuzu yaşayıp unutamadığı hikayelerin benzeri.<br /><br />Uzun zamandan beri samimi arkadaşım Atilla"nın kardeşinin bana olan ilgisinin farkındaydım. Farkındaydım ama çevremizde yanlış anlaşılır kaygısı ve arkadaşımında kardesi olması sebebi ile çiğdeme gerekli ilgiyi gösteremiyordum. Çiğdem ise ilgisini her yanlız kaldığımız fırsatta bana gösteriyordu. Bu ya firikikçvererek, ya eğilip göğüslerini sergileyerek yadra eğer fırsatını bulursa bana sürtünerek oluyordu. Gel zaman git zaman bu böyle devam etti. Ta ki Atillanın eve gitmeyisine kadar. Annesi gece geç vakitlerdi Atillanın gelmediğini telefon açarak bana söyleyinceye kadar. Gece saat 1 sıralarında onların evlerine gittim. Telefonun basına geçip koltuğa oturduğumda çiğdemin karşı oda da yattığını gördüm. Ayağında eteği sırtı bana dönük yatıyordu. Telefonla ben semt karakolunu arayıp arkadaşım hakkında bir bilgi olup olmadığını öğrenmeye çalışırken tekrar çiğdeme baktığımda şok olmuştum.<br /><br />Çünkü arkadaşımın kardeşi o dolgun kalçalı ve iri göğüslü varoş güzeli şimdi karşımda sırt üstü yatıyor ve eteği beline kadar sıyrılmış kilodu açıkta kendini bana sergiliyordu. Muhteşem bir görüntü idi ve herşeyinde farkındaydı. Sesimi duyduğu andan itibaren tacize başlamıştı. İnanılmaz tahrik ediciydi. Üstelik annesinin de benimle aynı oda da bulunmasına rağmen karşı oda da bunu bana yapıyor olması benim ufaklığın kalkmasına sebep olmuştu. Çok hoştu görüntü. Tabi o gece ben aramalarımı geç vakitlere kadar hastane karakol kahvehane gibi bilumum arkadaşın bulunabilceği yerleri taramakla geçirdim. Daha sonraki günlerde çiğdemin bana tacizleri artarak devam etti. Ben Ne mi yaptım? Daha fazla dayanamadım tabi<br /><br />Birgün evde yokken çiğdeme bize gelmesini onunla konusmak isteğimi söyledim. Çiğdem artık o üzerindeki kalçaların dimdik havada tutan ve o pembe uçlu göğüslerini taş gibi sergileyen kıyafetleri ile karşımdaydı. Bana yaptıklarını ve hissettiklerimi ona anlatmam kısa sürdü. Çünkü anlatırken dudaklarımız çoktan birbirine kenetlenmiş birbirimizin cinsel organlarıyla oynuyorduk. Ben o tertemiz traşlanmış amı yalamak için daha fazla sabredemedim. Ben yaladıkça o kesik kesik inliyor benide çıldırtıyordu. Ememmeye devam ettim. Kalçaları göğüsleri her yeri yaladım. Sikimi sürtmediğim yeri kalmadı. İkimizde çok zevk alıyorduk. Bir sorun vardı o da çiğdem henüz açılmamış bir kızdı onun için sürtünerek boşaldık. Daha soraki günlerde arkadan ilişki denemelerimiz ise başarısız geçti. Birçok kişinin anlattığı gibi ben hemen işi bitiremedim çünkü çiğdem yapamayacağını söyleyince ısrar etmedim. Ama Bana oral sex yapabilceğini söylemesi anal dan daha hoştu bence. günlerce o muhteşem dudaklarıyla beni boşalttı hala onun gibi bir hatun arıyorum kimbilir belki o hatunda çok yakında bu hikaye sonrası belki isteriğine ulaşacaktır.....<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-2098664107115013353?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-17524993371805792842008-08-11T12:28:00.002-07:002008-08-11T12:29:21.155-07:00Bayılana Kadar Seks<p><strong><br /></strong></p> Bayılana Kadar Seks<br /><br />Kendimi anlatmalıyım;181 cm kumral yeşil gozluyum guclu ve atletik yapılıyım gezmeyı eglenmeyi ve eglendirmeyi severi..keyifli bir adam oldugumu soyler taniyan bayanlar...sagolsunlar nickimi lakabimi onlar buldu..:) Bu ilk mesajım dayanamadim ve yazmaya karar verdim.. sanırım bundan sonra sık sık bulusacagız. meslegım icabı ve fiziksel-cinsel cekiciligim sayesinde her zaman bayanlarin begenisini kazandim cinsel acligim hic olmadı.<br />antalyada yasıyorum ama aslen afyonluyum 1 sene sonra gorevım bıtıp afyona donecegım.<br /><br />telefonunu yanlıslıkla cevırmıstım. kibarca ozur diledim.. ses tonum onu etkilemis olmalı; tanıstık,randevulastık,adı ayla imis (isim farklıdır.) ilk once kıbrısda markette gordum. sarı dalgalı saclı minyon tipli balık etinde harıka goruntusu ve cekiciligi olan bir bayan di...ilk bakısmamızda gozlerımız kenetlendi birbirimizi arzuladik.ama ortam musait diildi ve cok dıkkatli olmali idik.karıncayı s..p belini incitmememiz gerektigini ona anlatmıstım.kıbrısda ask yasamak heleki boyle temiz,sırdas ve kaliteli bir bayanla ask yasamak; benim gibi seksi sanat gibi yapan ve once karsısındakının mutlulugunu dusunen bir erkek icin bulunmaz nimetti. Ayla evliliginde mutlulugu yakalayamamıstı.tabuları geregi ve sırdas erkek<br />bulamadıgından( kendi ifadesidir.)sevgiliside olmamıs.onun acligini gidermmek uzere anlastık.<br /><br />Dul yasayan bır arkadasının evınde bulustuk.arkadası bıze odasını verdi,kendisi mutfaga gecti.ayla sanki gerdege girecek gibi heyecanli idi onceden anlasdıgımız gibi; yalnız kalır kalmaz egıldı pantolonumu cıkarttı ve manyak gıbı emmeye basladı kocaman aletimi oksuyor opuyor ve elleri ile oksuyordu.aletımın zevkını cıkarmasına karısmadım cunku sıra banada gelecekti oyuncak gıbı oynadı...buyuk damarlı ve sert bir canavar-oyuncak... Utanarak soyundu, vagınasını elletmedi.emdirmedi varsın olsun .o gun onun gunu ıdı ilerki bulusmalarımızda elbette ben ona yapacagımı bilirim...saygı duyarım seks onun seksi,gün onun günü...Utanarak uzanmamı istedi...kısrak gibi ustume oturdu,zıpladı zıpladı zıpladı takı suursuzca bosalana kadar...masumdu temızdı ve mutluydu.tum arzularını gerceklestirdi...hıc denemedıgı pozısyonları denıyordu.. uzun ve kalın aletımı en hassas yerıne sertce soktum.<br /><br />burası sana layık bu hasmetli alete layık kocama bile vermedim askım dedı domaldı ve bır bakıre gıbı<br />aglayarak aletimi arkasına aldi.olamaz boyle bir popo olamaz boyle bir zevk tertemiz bir kadın ve seks tanrıcası gıbı benı kendıne kole edıyor en gorulmemıs yerlerını bana verıyor bende kanatırcasına arkasına uzun uzun bosalıyorum...dollerım alttan akıyor ama pozısyonumuzu bozmuyoruz takı aletım kuculene kadar...ve son nokta memelerını sıkıp emmemı kızartmamı ıstedı ve askım hala kızarık gezıyor...ayrılırken bagırıyordu<br />mutluluktan:askım senin gibi erkek gormedim bana hayatımın en mutlu gununu yasattın,bende sana hakettigın guzelliklerı yasatacagım , seref sozu dıyordu...<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-1752499337180579284?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-73609017974527956902008-08-11T12:28:00.001-07:002008-08-11T12:28:30.994-07:00Bacaklarını Okşamaya Başladım<p><strong>Bacaklarını Okşamaya Başladım</strong></p> Bacaklarını Okşamaya Başladım<br /><br />Bundan aşağı yukarı 5 yıl önceydi. Yalova da yazlığımız vardı ve her sabah spor yaparak Termale kadar koşarak giderdim. Yine Bir gün orada gezinirken iki kızla karşılaştım. Biri çok güzel 180 boyunda mükemmel fizikli Bircan öbürüde en yakın arkadaşıydı. Bir yolunu bulup onlarla tanıştım ve sık sık görüşmeye başladık. Bircan benden hoşlandığını ama nişanlı olduğunu söyledi. Ben o ana kadar istediğim tüm kızlara sahip olmuş biri olarak onada sahip olmaya kararımı vermiştim. Günler günleri kovalamış artık Bircanla sevgili konumuna gelmiştik. Bir gün beni arayıp iş yerinde gece vardiyasında çalıştığını ve sabah çıkacağını akşama kadar beraber olabileceğimizi söylediğinde fırsatın ayağıma geldiğini düşünmüştüm. O gün onu iş çıkışında aldım önce bir kahvaltı yaptık sonra biraz dinlenirsin diye eve götürdüm.<br /><br />Ailem memlekette oldukları için evde kimse yoktu. Bircana rahat uyuması için bi şort verdim ve yatak odasına yatırdım. O uyurken ben onu izliyordum. Sonra yanına uzandım saat 12 yi bulmuştu. Ben üzerimde sadece şortla o ise şort ve bir tişort ile yatıyorduk. Ben daha fazla dayanamayarak bacaklarını okşamaya başladım. Yavaşça amına doğru çıkıyor onu çıldırtmaya çalışıyordum. O da halen uyuyormuş gibi numara yapıyordu. Ben yavaşça şortunu kenara çekip amını okşamaya ve daha sonra aşağı eğilip mis kokulu amını yalamaya başlamıştım. Bana bakire olduğunu söylemişti. Ama ben her iki deliğinden de sikecektim onu. Çünkü bunu kafama koymuştum. Bircanın amını yalarken elleriyle saçımı okşadığını farkedince uyandığını anladım. hemen yanına çıkıp öpüşmeye başladık. O büyük bir istekle öpüşüyor sevişiyorduk.<br /><br />Hiç bu kadar zevkli uyanmamıştım dediğinde ben onu soymaya başlamıştım. üzerinde sadece dantelli kulodu kalmıştı ve deliler gibi sevişiyorduk. Ben yine amını yalamaya onu çıldırtmaya başlamıştım. Dayanamayarak şortumu soyan bircan 20 cmlik aletimi büyük bir iştahla ağzına alıp yalamaya başlamıştı.Arada bir filmlerde bie böylesine büyük bir yarrak görmedim diyordu. bir süre 69 pozisyonunda seviştikten sonra onun iyice ıslandığını farkettim. Hep o günün hayalini kuruyordum. O benim olacaktı. Ön sevişmeyi olabildiğince uzun tutup bana hayır deme şansını tümüyle ortadan kaldırdım. yatağa sırt üstü uzatıp bacakları arasında yerimi aldığım zaman lütfen yapma dedi. Bende rahatlatmak amacıyla<br />-Korkma sadece sürteceğim dedim.<br />Aşağı yukarı badana yaparcasına yarrağımı sürüyordum ve hafifçe kafasını içeri doğru itmeye başladım. Bircan artık hayır diyemiyordu. Lütfen prezervatif tak dedi.<br /><br />Hamile kalmak istemiyorum deyince kırmadım. Hemen prezervatifi takarak yeniden bacakları arasındaki yerimi aldım ve yavaşça içine girdim. Gariptir ki amı dardı ama zar engeli yoktu. Sonradan öğrendiğimiz kadarıyla esnek zar yapısı vardı ve artık bizim için Kızlık Bakirelik gibi bir sıkıntı teşkil etmiyordu. Şimdi bircanı deli gibi sikiyordum. O da acının yerini zevke bırakmasıyla inliyor ve Zevk çığlıkları atıyor, onun bu hali beni çıldırtmaya yetiyordu. Aşağı yukarı 30 dk bu şekilde pozisyondan pozisyona siktim bircanı. Prezervatifle sikiş fazla zevk vermediği için bir süre sonra çıkarmış amının üstüne boşalmıştım. Birinci postadan sonra dinlenmeden onunla sevişmeye devam edip yeniden kıvama getirdim. O da bana teşekkür edercesine yarrağımı ağzına alıp yaladı ve yeniden dikti. Bircanı yüz üstü yatırıp kalçalarını havaya diktim ve yalamaya başladım. Yeniden amına yerleştirip sikmeye başladım.<br /><br />Bircan artık yorulmuştu ama benim durmaya niyetim yoktu. Amının suyuyla göt deliğine bastırdım ve zorda olsa sokmayı başardım. Bircan acıdan çığlık atıyordu. Bir süre sonra alışan bircanı kucağıma alıp zıplatmaya başladım. Mükemmel birsikiş olmuştu. O günden sonra 2 yıla yakın bircanı her buluşmamızda uygun bir yer bulup siktim. O şimdi nişanlısıyla evli.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-7360901797452795690?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-81527589164786312892008-08-11T12:27:00.001-07:002008-08-11T12:27:52.540-07:00Azgın Sevgilim<p><strong>Azgın Sevgilim</strong></p> Azgın Sevgilim<br /><br />Ben koray oldukça yakısıklı bir erkeğm ve size pek cok sex hikayelerimden en iisini yazıyorum. Günlerden perşembe gece saat 12 30 sevgilim aradı ve n yapıyosun dedi bende evdeyim dedim ya aşkım cok azdım bizimkiler yatıyo size gelmek isityorum dedi ben olur bizdede kimse ok zaten dedim oda bi oooolleeeyy yaptı ve evleri cok uzak olmasına rağmen 10 dk da bizde oldu öylesine azmıştı ki eve girer girmez dudaklarıma yapıştı<br /><br />bende onu tutkuyla öpmeye başladım yavaş yavaş soymaya başladım siyah sütyenini cıkardım ve siyah tangasını cıkararak tertemiz amcığını emmeye başladım sonra göğüslerine yumuldum ve sevgilim benim 19 luk yarrağımı aline aldı ve ateşli bi şekilde emmeye başladı öylesine emiyordu kii taşşaklarımı bile emmeye başladı sevgilii yatağa yatırdım ve 69 bozisyonuna aldım birbirimizi emmeye başladık sevgilimin ammının suları kmaya başladı ve bana hadi koray sik beni diodu ama ben onu yalvartmaya kararlıydım ben sevgilimi duymamazlıktan geliyor amcığını yalıyordum ama sevgilim yalvarıyordu daha sonra sevgilimi domaltıp götüne girdim altımda inliyordu cığlık atıyordu ama ben götüne 1 kez boşalmıştım sonra bacaklarını ayırdım yanan amcığına soktum sevgilim inlemeye başladı<br /><br />hadi aşkım sik beni kökle seni istiyorum diyerek hızlanmaya başladı ve oda boşaldı ben sikimi sıcakdım ama o halen istiyordu ve sevgilimi sefalarca boşaltım ve o gece bana sarılarak ve cok mutlu bi şekilde uyudu antakyada sexe aç sevişmeye aç kızların e maillerini bekliorum kendime ait rahat rahat sevişebilceğimiz evimiz var rahat olun herkeze sex dolu günler...<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-8152758916478631289?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-71310007342279470872008-08-11T12:26:00.002-07:002008-08-11T12:27:25.191-07:00Azgın Sekreterim<p><strong>Azgın Sekreterim</strong></p> Azgın Sekreterim<br /><br />Merhabalar,ben hakan, bursa'da yaşıyorum. size başımdan 2 yıl önce sekreterimle geçen hikayemi anlatmak istiyorum..<br /><br />Firmamıza yeni bir bayan sekreter almıştık, her zaman olduğu gibi sakin, ciddi ve çok alımlı bir bayandı. Ay sonunda işlerin yoğun olduğu bir akşam mesai yapmak zorunda kalmıştık. Kendisine rica etmiştim, hazırladığım tekliflerin bilgisayardan yazılması ve fakslanması gerekiyordu. Birkaç saat benimle mesaiye kalmasını rica etmiştim.. zaten işim yok bu akşam iyi olur dedi..<br />ben ofisimde çalışırken daha önceki teklif yazılarından birisine ihtiyacım olmuştu.. Nazan hanım diye seslendim ama cevap vermeyince ofisimden çıktım ve baktım masasında değildi.. ama tuvaletin olduğu kısımdan hafif inleme sesi geliyordu.. biraz yaklaştım tuvaletin kapısına ve kulağımı dayadım.. müthiş inleme sesi geliyordu.. ve ohh..ohhh... ahhh.. diye inliyordu.. benim ufaklık azmaya başladı ve hemen kalktı.. o ana kadar hiç aklıma Nazan'la ilgili birşey gelmemişti, çok güzel bir bayandı ama iş te aramızda hep resmiyet olmasına dikkat etmiştim..<br /><br />Neyse Nazan'ın inlemeleri bitince ben hemen kapının kenarından uzaklaşıp onun masasına geldim, bilgisayarının ekranında porno olduğunu gördüm.. sanırım azmış ve ekranı kapatmayı unutup tuvalate girip kendini boşaltmak istemişti. neyse tuvaletten çıkıp yanıma geldi.. gözü bilgisayardaki kapatmayı unuttuğu porno resimlere taklınca yüzü kızardı.. ben de hafif bir tebessüm vererek önemli değil, rahat ol dedim.. artık bende istiyordum onu ve az önce içerde inleme seslerini duyduğumu söyleyince dahada utandı.. bende önemli değil dedim.. olur böyle şeyler dedim.. utanmasına gerek olmadığını ve aramızda kalacağına söz verdim.. biraz rahatlamıştı..<br /><br />Ben odama geldim ve çalışmaya başladım ama aklım hep nazan\'daydı.. biraz sonra odama gelip, elinde çay getirdi. ve önümdeki koltuğa oturdu.. bacak bacak üstüne atınca altındaki kırmızı kilotunu görünce gözümü ondan ve bacaklarından alamıyordum.. birde gömleğinin üstten 2 düğmesini açtığını farkettim.<br /><br />Birden bana '' beni çekici buluyormusunuz dedi'' bende '' evet '' dedim. '' Birçok erkeğin hayalinde istediği bir bayansınız, bende bir erkek olduğum için etkilenmemem mümkün değil dedim''.. giderek rahatlamış ve yüzünde tebessümler saçıyordu.. Bir ara bilgisayarımda bana daha önce gönderdiği maili sordum.. kalkıp yanıma geldi. ve dosyayı arıyorduk ama arkamdan üstüme yaslanmaya başlamıştı.. Başım parfüm ve nazan'ın güzel kokusu ile dönmeye başlamıştı artık dayanamıyordum ve elini tuttum birden ve seni arzuluyorum nazan'cım dedim.. sanki Nazan'da bekliyormuş gibi bende dedi.. hemen kucağıma aldım ve dudaklarına yapıştım.. dudaklarımız birleşmiş ve elimle bacaklarını okşuyordum ve kucağıma alıp hemen toplantı masasının yanına geldim ve üstüne oturdum.. bacaklarını belime doladı ve sertleşen penisim ile sürtmeye başladım bacak arasına.. inlemeye başlamıştı.. hemen masanın üzerine sırtüstü uzandı ve bacaklarını yana açtı.. jartiyerini çıkarıp, arkasındanda kilodunu çıkardım..<br /><br />pürüzsüz bir amı vardı, tek bir tane kıl yoktu, yalamaya başladım.. elleri ile başıma bastırarak daha derine diye inlemeye başladı.. yaklaşık 5-6 dakika ara vermeden yalamaya devam ettim, kasılarak boşalmaya başladı ve amının sularını yalayarak bitirdim.. ama devam ediyordum... oda kendini bırakmış ve seninin bu gece ne olur beni boşalt sabaha kadar diyordu.. penisimi çıkardım ve sürtmeye başladım.. dayanamıyorum artık, içime gir diyordu.. yavaşça penisimin başını sokmaya başladım.. vajinası daracıktı ve içine girdiğimde sanki sıcak bir volkana girmiş gibiydim.. bacaklarını belime dolamış ve vajinasınıda kastığı için daracık amında gidip geliyordum ve inlemeleri artmıştı.. gidip geldikçe kasılıyordu ve boşalacağımı söyleyince hemen penisimi çıkarıp ağzına aldı ve bütün menulerimi yuttu.. benim ufaklık inmişti ama eline aldı tekrar ve yalamaya başladı.. müthiş yalıyordu ve biraz sonra penisim kalkmıştı ve bu sefer ben masanın üstüne sırtüstü yattım ve üstüme çıktı.. ellerimle hem göğüslerini okşuyordum hemde kalçalarından bastırarak penisimin vajinasının derinliklerine girmesini sağlıyordum..<br /><br />Nazan dayanamayıp boşaldı üzerime.. bende arkasından boşalacağım sırada tekrar üstümden kalkıp penisimi elleriyle tutup göğüslerine boşalmamı sağladı.. tekrar azğna alıp penisimi kaldırdı.. ikimizde doymuyorduk.. arkamdan istiyorum dedi.. çantasından krem alıp bana verdi ve elleriyle mesaya dayandı ve arkamdan gir ne olur dedi.. kremle hem penisimi hemde arka deliğini kremledim.. elimle biraz masaj yapıp genişlettim.. çok tatlısın aşkım... senin gibisini görmedim diyordu.. yavaşça penisimin başını göt deliğine dayadım.. yavaş yavaş girmeye başladım.. biraz sonra sonuna kadar girdim.. elimlede önden vajinasına giriyordum.. hem önden hemde arkadan alıyordu.. müthiş inliyordu ve 3-4 dakika kadar devam ettim.. ve boşalıyorum dedim ve sıcak volkanın içine püskürerek boşaldım..kendiside boşalınca hemen dönüp bana sarıldı ve uzun süre öpüştük...<br /><br />sonra toparlandık ve işimize devam ettik.. bundan sonra yaklaşık 1 yıl kadar ilişkimiz devam etti.. Ailesi ile yurtdışına gidince işten ayrılmak zorunda kaldı ama hayatımızın en güzel paylaşımlarını yaşamıştık.. ikimizde birbirimizi tatmin ediyorduk her hafta.. cinselliği güven dolu ve gizlilik içerisinde yaşamak isteyen bayanlarla görüşmek isterim.. mutlu beraberlikler dileğiylee...<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-7131000734227947087?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-46846205675693167392008-08-11T12:26:00.001-07:002008-08-11T12:26:52.580-07:00Aslıyı Otele Attım<p><strong>Aslıyı Otele Attım</strong></p> Aslıyı Otele Attım<br /><br />Selam ben istanbuldan yazıyorum anlatacağım olay komşumun kızıyla geçti.Ona o kadar bayılıyordumki anlatmak mümkün değil,kavun büyüklüğündeki göğüsleri,karpuz gibi kalçarı daha ne diyeyim.birgün evlerini önüne gittim ve orada oturmaya başladım.ASLI yanıma gelmişti ve öyle bi giyinmiştiki insanın yarağını hemen kaldırıyordu Bana naber abi deyince bende ona iyilik fıstık dedim ve bu onun hoşuna gidiyordu.O na dedimki bu hafta sonu emin önüne gidicem deyince oda hemen zıpladı ve bende geleyimmi dedi bende hemen annenden izin al gel dedim.Annesi izin vermişti vehafta sonu geldiğinde onu evden almıştım annesi hiç bişeyden şüphelenmemişti.<br /><br />otobüse binerek eminönünegitmeye başladık,otobüste ayakta olduğumuz için gelen erkekler onun arkasına geçiyordu oda bana gülüyordu,bende huylandım ve onu önüme aldım kalçalarını bana döndü otobüs skışık olduğu içinyarağım onun götüne sürtüyordu.O da anlamıştı onu istediğimi ve eliyle yarağımı okşamaya başladı ben terlemiştim,otobüs eminönüne geldiğinde bana dediki beni istiyorsan bi yer bul dedi.Yaşı 18(edit) olduğu için otele götüremedim.bir restauranta girdik .bişeyler içrken ona şöyle dedim.Ben tuvalete gidiyorum arkamdan gel oda titrek bisesle tamam dedi.Tuvalete girdim 1 dakika sonra o geldi ve kapıyı hemen kitledim.aslı hemen fermuarımı açarak nerdeymiş beni sikecek yarak diyerek ağzına aldı,büyük bir zevkle yaladı ve ben zevkten deliye dönmüştüm.<br /><br />Artık yarağım kazık gibi olmuştu,aslı eteğini ve külodunu indirerek hadi çabuk ol şüphelenmesinler beni çabuk sik deyince,yrağımı onoun karpuz kalçalarının arasına koydum tam sokuyordum aslı eliyle yrağımı tuttuve o güzelim tüysüz şeftalisinin içine soktu.Aslı bağırmamak için elbisesini ısrıyor bende o mis gibi amcığın içinde gidip geliyordum.Öylesikişiyorduki anlatılmaz yaşanır askı korkudan olacak hemen boşaldı banada hadi çabuk ol diyordu .Bi müddet sonra bşalırken aslı ağzıma boşal dedive yarağımbütün ihtşamıyla aslı nın ağzına patladı,aslı hepsini yalayıp yutmştş.o günden sonra aslıy la annesi işe gittiği zaman hemen sikişiyorduk,bu yarağa açtı.<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-4684620567569316739?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0tag:blogger.com,1999:blog-8042394477016346201.post-1893743009321550022008-08-11T12:25:00.001-07:002008-08-11T12:25:41.401-07:00Arkadaşımın Annesi Gülşen<p><strong>Arkadaşımın Annesi Gülşen</strong></p> Arkadaşımın Annesi Gülşen<br /><br />merhaba sayın okurlar ben 22 yasında 185 boyunda 72 kiloda esmer ela gözlü bir gencim biz kücük bir ilde yasıyoruz,benim bir arkadasım var onla cok sıkı fıkıyızdır ve ben oldum olası annesine hastayımdır ama bu hep icimde gerceklesmeyecek bir istek olarak kalacak sanırdım megerse öyle degilmis<br /><br />Günlerden pazartesi ben üniversiteden tatil icin eve gelmistim ama memleket hasreti nasıl burnumda tütmüs sabah cok erken trenden indim arkadasım beni tren garından almaya geldi, beni aldı sehir merkezine geldik bizim evde kimse yokmus sözde ben bizimkilere sürpriz yapacaktım ama olmadı bende kara kara düsünürken arkadasımın annesi bana gel bizim evde kal dedi<br /><br />Bende hemen kabul ettim tabi girdim eve bana gülsen teyze bir yatak ayarladı bende yattım biraz uyuduktan sonra kalktım arkadasım is yerine calısmaya gitmis babasıda calısmaya gitmis evde bir gülsen teyze ve be vardık<br /><br />Uyandım tabi erkekler bilir sabahları erkeklerin cinsel organları kalkar benimkide dogal olarak kalkıktı benim hemen aklımda gülsen teyzeye olan tutkum aklıma geldi ve fırsat bu fırsat dedim uyuyor numarası yaparak sırüstü yatmaya devam ettim gülsen teyze iceri girdi beni o vaziyette görünce sanırım ilk basta utandı ama sonra istemeye basladı dik dik benim sikime bakmaya basladı.<br />ve sonra ben uyandım<br /><br />beraber kahvaltı yaptık ama kahvaltıda gülsen teyzenin bana bakıslarında bir degisiklik gördüm ama elimden geldigince belli etmemeye gayret ettim kahvaltıdan sonra ona yardım etmek icin mutfaga girdim biraz sohbet etme imkanımız oldu ben gülsen teyze icin icimden gecen duygularımı ifade ettim örnegin sen gercekten güzel ve alımlı hos bir bayansın remzi amcayı (kocası) cok kıskanıyorum senin gibi bir karısı oldugu icin felan dedim o da<br /><br />o da tesekkür ederim sende cok iyi kalpli ve dürüst her genc kızın isteyecegi türde bir insansın felan dedi bana bende genc kızlar bana göre degil dedim ben artık olgun bayan arıyorum dedim ama gercektende öyle oldugu icin dedim o da hayırdır neden böyle düsünüyorsun dedi bende bilmiyorum mesela sen her erkegin isteyecegi türden bir kadınsın dedim o da malesef ben evliyim sansını kaybettin dedi orda biraz gülüstükten sonra ben bir anda dudaklarına yanasıp gülsen teyzeyi öpmeye basladım ama o biraz cekindi sen ne yapıyorsun ben senin arkadasının annesiyim yakısır mı bize hic dedi<br /><br />bende neden olmasın seni gercekten seviyorum ama gercekten dedim ve nitekim onu seviyordumda o da dayanamayıp dudaklarıma yapıstı ve basladık delier gibi öpüsmeye ve hala mufaktaydık ben gülsen teyze kendinden gecmeye basladı ben onu kucaklayıp odaya götürmeye basladım<br /><br />odaya gittikten sonra ben yavas yavas gülsen teyzeyi soymaya basladım o dahayır demiyordu bana ben iyice onu soyduktan sonra heryerini yalamaya basladım nasıl yalamazdım hayallerimin kadını karsımda duruyordu amına kadar yaladıktan sonra bende sikimi cıkardım ve gülsen teyze yalamak istermisin diye sordum o da bilmiyorum yapmasak mı felan derken ben cıkarmıstım bile sikimi onun agzına dogru götürmeye basladım ve biraz zoraki yalamaya basladı benim sikim artyık dimdik olmustu yataga uzandıktan sonra yavasca sikimi gülsen teyzenin sıcacık amcıgına sokmaya basladım ve ondan oh diye bir ses geldi<br /><br />nasıl ama pisman olmadın demi canım diye karsılık verdim ben soktukca onun sesinde tıslamalr baslıyordu ben artık hızlanmıstım o da cıglıklar icinde kalmıstı biryandan da terliyordu gülsen teyze de 35 yaslarında felandı ve mükemmel fizigi vardı bayılmıstım ilk görüste neyse bu parantezi gectikten sonra ben büyük bir zevkle icine bosalmaya basladım amının kenarları döl olmaya baslamıstı cünkü o kadar siddetli bir fıskırma oldu ki bende o da sasırdı ilk defa böyle birseyle karsılasıyorum dedi bana<br /><br />tabi birbirimize ask nameleri fısıldadıktan sonra tekrar canımız istedi ve ben tekrar soktum sikimi amına ikinci bosalmam da aynı zevkle gerceklesti ama benim aklımda gülsenimi götünden sikmek vardı ücüncü seferi arkadan yapayım dedim bana olmaz oramdan daha kocam bile yapmadı hem cok acdıyormus ögrendim ne olur yapma zaten yanlıs birsey yapıyoruz bari bunu yapmayalı dediyse de benim ısrarlarım sonucu denemeye karar verdi ve sikimi yaladıktan sonra ben arkasına gectim cok dar bir götü vardı sikimde sanki girmemek icin inat ediyordu gülsen teyze bu arada cıglıklara bogulmustu<br /><br />ne olur yapmayalım cok acıyor diyordu onu seviyordum acı cekmesini istemiyordum ama o zevkide yasamak istiyordum onla en sonunda sikim icine girmisti ben yavas yavas ileri geri yapıyor ve götünün biraz bolalmasını saglıyordum ve sonunda basardım artık sikim kolayca giriyordu gülsenimin götüne o da artık acıyor demiyordu ama zevkte almıyordu bende biryandan gögüslerini oksuyor kalcalarını sıktırıyordum götüne de bosaldıktan sonra artık benim bütün zevkimi gülsenim gidermisti onu seviyordum bir sene daha iliskimiz devam etti sonra ayrılmak zorunda kaldık ve ben gülsenin yoklugunu unutturacak olgun bayanlar arıyorum eger ilgilenirlerse msne bekliyorum<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8042394477016346201-189374300932155002?l=hikaye-seo.blogspot.com'/></div>seohttp://www.blogger.com/profile/02933182024413740777noreply@blogger.com0